#15 - ıskarta
gülümse. masada yarılanmış biralar, kahkahalar. kız arkadaşına sarılan, gözlerinin içi gülen güruh. hiç susulmuyor 4 duvar arası, sürekli bir curcuna. espriler hikayeler gırıyla gitmek. çok göze batmış olacak ki sustuğum dikkati çekti o an. aslında susmuyorum, onlar öyle görüyor ama. üstüme geldi birden ilgi.
---
küçükken hiç susmadım ben. sürekli konuşurdum, sürekli konuştuğum için sürekli dayak yerdim. sonraları dayak yemekten sıkılmış olucam ki duruldum. öyleymişim gibi yaptım hiç olmazsa. kendimle konuştum uzun bi süre. hiç bir hocadan bir sille yemedim bu noktadan sonra. hala da yaparım bunu. işte ruhsal bozukluğumun ilk dönemleri buralardır. yok lan şaka. hayatımda hiç ruhsal bi bozukluğum olmadı benim.
-bizde değil onlarda var ya bence biraz sercan.
+tabi olum.
neyse, bozmuş bi velettim ben. sürekli bi yerlerimi yarardım. zevkliydi ama o kabukları sökmek. işte tam o zamanlara denk gelir benim birini sevmem. anlamam gerçi o zaman pek sevmekten. benim sevmekten anladığım kimin annesi dünyanın en iyi annesi yarışmasında daha çok sesi çıkmak. sesim de ipince zaten, kaybediyorum yani hep.
evim okula çok yakın. hep 5 dakika önce koşturuyorum marşlara. yedinci kattan aşağıya inerken hep gümbür gümbür kalbim. heyecanlanmanın ne olduğunun farkındayım, ama neden heyecanlandığımı bilmiyorum. elektrikler gidiyor heyecanlanıyorum; abimi bilmem kaç yıl sonra tekrar görüyorum heyecanlanıyorum. evde bir telaş var o gün, oğuz geliyor. ben hatırlamıyorum ama onu. ankaradan attığı kartpostala bakıyorum arada sırada. derslerine çalış iyi mi canım kardeşim yazıyor, arada kaf kaf çek, unutma diyor kartta. aslıda pek değişen bişey yok şu an , sadece üslüp biraz farklı. çok yabancı olmadığım bir sima giriyor eve. saatlerce sarılıyorlar. ben sadece heyecanlıyım ama. ter basıyor, ellerim titriyor ama farkında değilim hissiyatın. sadece seviniyorum. kahvaltılarda yabancı şarkılar falan dinliyoruz artık. değişiyor birden her şey.
işte tam buna benziyor benim onu görmem. orta en arkada oturuyorum okulda. kapıdan bir sima giriyor. saçları daha önce görmediğim kadar parlak. teni daha önce görmediğim kadar beyaz. daha önce öyle bir gülüş görmemişim. parıldıyor sınıf tahtasında resmen. ders beden eğitimi. hiç koşmadığım kadar koşuyorum basket sahasında. ellerimi hiç yapmadığım kadar hızlı çeviriyorum. ter basıyor, ellerim titriyor. farkında değilim hissiyatın. sadece seviniyorum. değişiyor birden her şey. bir çelme geliyor arkadan. iki gün önce görmüştüm ariften. çok seksi sakatlanmış rolü yapardı i.ne.
-lan sercan numara yapma olm.. kalk lan hoca görücek!
+eeaaallaaa! kırıldı lan bu.. alah alah! (olduğun yerde zıpla, sağa sola debelen)
-olm kalk lan dokunmadım bile
+gitti valla gitti. (arif rolüne devam et) kırmızı olm bu direk!
-gördü lan işte sıçamayasıca seni.
hani görse o içim yanmaz. kızlar beden eğitiminde sınıfta dedikodu yapan tipler. hani tam o anda camdan baksa ya falan hayallerindeyim. hala bu kadar salak mıyım acaba diye düşünmeden edemiyorum.
+var var biraz.
-kes.
neyse pirim o biskrem saçlı kız sonraları benim öküz bakışlarım altında sıra arkadaşımla flörtleşti. flörtten kastım kantinden beraber ayran simit almak. zaten o yaşta en fazla bekleyeceğin atlıkarıncaya bindirmektir kızı. onu da yaptı sanırım lavuk. neyse.
büyüdüm sonraları. büyüdükçe değişti işler. masumiyet kaybı başladı, farkında olmasan da en bunalım zamanlarındır bunlar. bunalmak ne bilmiyorum ama. içimdeki sıkıntı nerden gelmiş, heyecan olmadığını bildiğim bu duygunun sebebi nedir sadece kendime soruyorum. akşamın bilmem kaçında zil çalıyor. her akşamki gibi meliha teyze tolgayı o cırt sesiyle eve çağırana kadar tek kale maç yapıyoruz. geçiyor o dönemler. boş geçiyorum, doldurmuyorum. sadece doluyorum içten içe. dibime düşmüş düğümlerden mütevellit suskun çocuğu oynuyorum. bakkaldan bir cips daha çalıyorum o sıra. hemen eve kaçıyorum. (bakkal bizim bu arada, maksat hergelelik olsun)
sonraları, pek sonraları, hayallerim daha ıskartaya çıkmamışken.. oradan kalmış. orda kalmış. orda olan. siktiret.
---
kendime yöneldim hemen "ah be olum zırvalasaydın boş bişeyler keşke" diye. çok acımasızdır bu i.neler çünkü böyle durumlarda. sadece normalmiş gibi gözükebilmek için- kendini inandırabilmek için- ordasın zaten. onlar geldikçe ben düştüm. daha da gömüldüm çekirdeğe doğru. yaşadığım trajik hatta bi nevi travmatik hissiyatları rapala bağı olmuş biri olarak- üstelik farkında olunan- susmaya devam ettim. normalde gülerim üstüme gelinince, içiden kızarım ama gülerim. sevmem insanları üzmeyi. beceremedim. maddiyatım kayboluverdi o an, maneviyatım zaten hiç ortalarda yoktu. evet, hayatım sadece bir döngüydü. mutlu olduğumu sanıp dibe vurduğum, sonra yükselirmiş gibi olup en dibe kadar götürüldüğüm bir parabol eğrisiydi. 15 yıllık bir döngüydü y sabitim. gülümse.
ter bastı, ellerim bile titredi.
hiçbir şey değişmedi.
9 Ocak 2010 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder